Meme,
hem kadınların hem de erkeklerin göğüs bölgesinde bulunan, süt üreten bezleri
içeren bir organdır. Kadınlarda meme dokusu daha gelişmiştir ve bebeğin
beslenmesi için süt üretimi yapar. Erkeklerde ise meme dokusu daha küçük ve
işlevsizdir.
Meme,
büyük ölçüde yağ dokusundan oluşur ve bu yağ dokusu, meme büyüklüğünü belirler.
Aynı zamanda meme içinde süt üretiminden sorumlu olan "lobül" adı
verilen küçük süt bezleri bulunur. Bu süt bezleri, "kanallar" adı
verilen ince tüpler aracılığıyla meme başına bağlanır ve burada süt dışarı
çıkar. Meme, cilt altındaki kasların üzerinde yer alır ve meme başı etrafındaki
koyu renkli bölgeye "areola" denir.
Memeler
aynı zamanda hormonlara duyarlıdır ve özellikle adet döngüsü, hamilelik ve
menopoz gibi dönemlerde boyut ve hassasiyette değişiklikler gösterebilir.
Sağlıklı bir meme yapısı, meme dokusunda herhangi bir kitle, sertlik veya
anormal değişiklik olmamasıyla karakterizedir.
Memelerin
en önemli işlevlerinden biri, doğumdan sonra bebek beslemesi için süt
üretmektir. Bunun yanı sıra memeler, vücut imajının ve cinsiyet kimliğinin bir
parçası olarak da önem taşır.
Meme
kanseri, memede kontrolsüz hücre büyümesiyle oluşan bir hastalıktır. Erken
teşhis edildiğinde tedavi şansı çok yüksek olan meme kanserini anlamak için
dikkat edilmesi gereken bazı belirtiler vardır. Bu belirtileri fark etmek,
erken dönemde tedaviye başlamayı sağlayarak hastalığın seyrini değiştirebilir.
İşte
meme kanserinin belirtileri:
1.
Memede veya Koltuk Altında Ele Gelen Kitle veya Sertlik
Meme
kanserinin en yaygın belirtisi, memede veya koltuk altında hissedilen ağrısız
bir kitle ya da sertliktir. Bu kitle genellikle düzensiz şekilli ve hareketsiz
olabilir. Ancak her kitle kanser anlamına gelmez, bazı kistler de bu şekilde
hissedilebilir. Bu yüzden herhangi bir kitle fark ettiğinizde mutlaka doktora
başvurmalısınız.
2.
Meme Boyutunda veya Şeklinde Değişiklik
Memenin
boyutunda veya şeklinde bir fark olması da önemli bir işaret olabilir. Örneğin,
bir meme diğerinden bariz bir şekilde büyümüş veya küçülmüşse ya da meme şekli
değişmişse, bu bir uyarı olabilir.
3.
Meme Derisinde Değişiklikler
Meme
cildinde kalınlaşma, kızarıklık, soyulma, portakal kabuğu görünümü gibi
değişiklikler meme kanserinin belirtisi olabilir. Ayrıca meme başında ya da
çevresinde kabuklanma veya renk değişiklikleri de dikkate alınmalıdır.
4.
Meme Başından Anormal Akıntı
Meme
başından kanlı veya berrak bir sıvı gelmesi normal değildir. Bu tür bir akıntı
fark ederseniz, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmanız önemlidir.
5.
Meme Başında veya Meme Derisinde Çekilme
Meme
başında içe doğru çekilme ya da ciltte büzülme veya çekilme fark ederseniz, bu
da meme kanseri belirtileri arasında yer alabilir. Bu tür değişiklikler cilt
altındaki dokulardaki anormalliklerden kaynaklanabilir.
6.
Meme Bölgesinde Ağrı veya Hassasiyet
Meme
kanseri genellikle ağrısızdır, ancak bazı durumlarda memede veya koltuk altında
ağrı hissedilebilir. Eğer sürekli bir hassasiyet veya ağrı fark ediyorsanız,
doktora başvurmanız önemlidir.
Erken
Teşhis Hayat Kurtarır
Meme
kanserini anlamanın en iyi yollarından biri, kendi kendinize düzenli meme
muayenesi yapmaktır. Memedeki herhangi bir değişikliği erken fark edebilmek
için her ay aynanın karşısında veya duşta memenizi kontrol etmeniz faydalı
olacaktır. Ayrıca, 40 yaşından itibaren düzenli olarak mamografi çektirmek,
meme kanserini erken teşhis etmede etkili bir yöntemdir.
Unutmayın,
bu belirtilerden biri ya da birkaçını fark ederseniz, hemen bir doktora
başvurmanız önemlidir. Erken teşhis ve tedavi meme kanseri ile mücadelede büyük
bir avantaj sağlar.
Meme
kanseri riski altında olan gruplar çeşitli faktörlere göre belirlenir. Herkes
meme kanseri riski taşısa da bazı kişilerde bu risk daha yüksektir. İşte meme
kanseri riski altında olabilecek gruplar ve risk faktörleri:
1.
Cinsiyet
Kadınlar,
erkeklere göre çok daha yüksek oranda meme kanseri riski taşır. Erkeklerde de
meme kanseri görülebilir ancak bu çok daha nadirdir.
2.
Yaş
Meme
kanseri riski yaşla birlikte artar. Özellikle 50 yaş ve üzerindeki kadınlarda
risk daha yüksektir. Menopoz sonrası dönemde meme kanseri daha yaygın olarak
görülür.
3.
Ailede Meme Kanseri Öyküsü
Ailesinde
(anne, kız kardeş, büyükanneler) meme kanseri olan kişilerde risk daha
fazladır. Özellikle birinci derece akrabalarında meme kanseri öyküsü olan
kişiler dikkatli olmalıdır.
4.
Genetik Faktörler
BRCA1
ve BRCA2 gibi gen mutasyonlarına sahip kişilerde meme kanseri riski önemli
ölçüde artar. Bu gen mutasyonları aynı zamanda over (yumurtalık) kanseri
riskini de artırabilir.
5.
Geçirilmiş Meme Hastalıkları
Daha
önce meme kanseri geçirmiş ya da meme dokusunda atipik hücreler (atipik
hiperplazi) tespit edilmiş kişilerde tekrar kanser gelişme riski daha
yüksektir.
6.
Hormonal Faktörler
- Erken
adet görme (12 yaşından önce) veya geç menopoza girme (55 yaşından sonra),
meme kanseri riskini artırabilir.
- Hormonal
tedavi (özellikle menopoz sonrası hormon replasman tedavisi) alan
kişilerde risk artabilir.
- İlk
doğumu geç yaşta yapmak (30 yaşından sonra) ya da hiç çocuk sahibi olmamak
da riski artıran faktörler arasındadır.
7.
Yaşam Tarzı
- Obezite
veya fazla kilolu olmak, özellikle menopoz sonrası kadınlarda meme kanseri
riskini artırabilir.
- Alkol
tüketimi meme kanseri riskini artıran önemli bir faktördür. Düzenli olarak
alkol tüketen kadınlarda risk daha fazladır.
- Yetersiz
fiziksel aktivite de meme kanseri riskini artırabilir. Düzenli egzersiz
yapmak, riski azaltmada önemli bir rol oynar.
8.
Radyasyona Maruz Kalmak
Göğüs
bölgesine genç yaşlarda radyoterapi uygulanmış kişilerde meme kanseri gelişme
riski daha yüksektir.
9.
Yoğun Meme Dokusu
Memenin
yoğun olması (meme dokusunda yağ dokusu yerine daha fazla glandüler doku
olması) meme kanseri riskini artırabilir. Yoğun meme dokusu, mamografi ile
teşhis edilmeyi de zorlaştırabilir.
10.
Geçirilmiş Over (Yumurtalık) Kanseri
Daha
önce over kanseri teşhisi konmuş kadınlar da artmış meme kanseri riski
taşırlar, çünkü meme ve over kanseri bazı ortak genetik ve çevresel risk
faktörlerini paylaşır.
Riskleri
Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?
Her
ne kadar bazı risk faktörleri değiştirilemez (yaş, genetik, aile öyküsü), bazı
yaşam tarzı değişiklikleri ile meme kanseri riski azaltılabilir. Sağlıklı
beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, alkol tüketimini sınırlandırmak ve düzenli
doktor kontrollerine gitmek riski azaltmada önemlidir.
Unutmayın,
meme kanseri riskine sahip olmak mutlaka kanser olunacağı anlamına gelmez.
Ancak risk faktörlerinizi bilmek, farkındalığınızı artırabilir ve erken teşhis
fırsatını sağlayabilir.
Tarama
Kadın meme kanserine yakalanma riskini doktoruyla konuşmalı. Ne zaman kontrollere başlayacağını ve ne sıklıkta kontrol edileceğini sormalı. Bu kararlar diğer tıbbi kararlar gibi kadının ihtiyaçlarına göre olmalı. Kanser için taramanın belirtiler olmadan önce olması önemli. Bu doktorların kanseri bulup ona göre davranmasına yardım eder. Kanser erken bulunduğunda tedavi daha etkili olur. Doktor, meme kanseri belirtileri görülmeden önce tarama önerebilir.
- Mamografi
- Klinik meme testi
- Kişisel meme testi
Mamografi
Meme kanserini erken bulmak için NCI aşağıdakileri önerir:
- 40 yaş ve üstündeki kadınlar her 1-2 yılda bir mamografi (göğsün röntgeni) çektirmeliler.
- Ortalamanın üstünde meme kanseri riski olan kadınlar doktorlarıyla 40 yaşından önce mamografi çektirip çektirmeyeceklerin ve ne sıklıkta olması gerektiğini konuşmalılar.
Mamografi taramaları çoğunlukla meme kitlelerini hissedilmeden önce gösterebilir. Aynı zamanda kalsiyum birikmelerini de gösterebilir. Bunlara mikrokalsifikasyon denir. Bu kitleler kanser belirtisi olabilir. Eğer doktor mamografide anormal bir alan görürse, kadın daha fazla resim çekilmesini isteyebilir. Aynı zamanda kadın biyopsi de isteyebilir. Biyopsi, kanserin varlığından emin olmak için tek yoldur. Mamografilar, doktorun kanseri erken bulması için en iyi araçlardır. Fakat bir kadın aşağıdakileri aklında tutmalı:
- Bir mamografi varolan bazı kanserleri göstermeyebilir.(Buna "yanlış negatif" denir.)
- Bir mamografi kanser olmayan ş;eyleri de gösterebilir. (Buna "yanlış; pozitif" denir)
- Bazı hızlı büyüyen tümörler, mamografi tespit etmeden vücudun diğer kısımlarına da yayılmış olabilir.
Mamografiler (aynı zaman da dişle ilgili röntgen ve rutin röntgen de) çok az dozda radyasyon kullanırlar. Her ne kadar yararları risklere göre daha ağır bassa da röntgene sürekli maruz kalmak zararlı olabilir. Kadının her seferinde röntgenin gerekliliğini ve vücudunun diğer bölümlerinin korunup korunmayacağını doktora sorması iyi olur.
Klinik Meme Testi
Klinik meme testi sırasında, doktor kadının göğsünü ayakta, otururken ve yatarken inceler. Kadının kolunu kafasının üzerine kaldırması, vücudunun yanında sarkıtması, beline koyması istenebilir. Doktor memelerdeki beklenmedik boyut ve şekil de dahil olmak üzere memeler arasındaki farklılıklara bakar. Her memede kızarıklık, çukur ve diğer anormal işaretler kontrol edilir. Meme uçları bir akıntının olup olmadığını kontrol etmek için sıkılabilir.
Doktor parmaklarıyla kitleleri bulmak için, önce tüm göğsü sonra koltukaltını, köprücük kemiğinin önce bir tarafını sonra diğer tarafını kontrol eder. Bir kitle önce genellikle bezelye tanesi kadardır. Göğse yakın lenf nodları şiş olup olmadığına bakılır.
Tüm klinik test 10 dakika sürebilir.
Kişisel Meme Testi
Bazı kadınlar memelerindeki değişiklikler için aylık kişisel test yaparlar. Bir kadın bu testi yaptığında, her kadının göğsünün farklı olduğunu, yaşlanmadan, adet, doğum, menopoz ve doğum kontrol haplarından ve diğer hormonlardan dolayı değişiklikler olabileceğini hatırlamalı. Memelerin kitleli ve farklı olması normaldir. Aynı zamanda adet döngüsünden önce veya adet döngüsü sırasında kadınların memelerinin şiş ve hassas olması yaygındır.
Kadınların kişisel meme testi sırasında veya başka bir zamanda farklı bir şey fark etmeleri halinde doktorlarına başvurmaları gerekir. Aynı zamanda kişisel testlerin, düzenli mamografi ve klinik meme testlerinin yerini tutmayacağını hatırlamak gerekir. Her ne kadar kişisel meme testleri daha çok meme biyopsisine neden olsa da, şimdiye kadar olan çalışmalar kişisel testlerin meme kanserinden dolayı ölümleri azaltmadığını gösterdi.
Erken Tanı ve Tanı
Meme Kanseri Nasıl Yakalanır?
Herhangi bir belirti bulunmayan kişilerde, kanser gibi hastalıkları bulmak için yapılan test ve muayenelere tarama adı verilir. Meme kanseri ne kadar erken yakalanırsa tedavi şansı o kadar yüksektir. Amaç, kanserlerin belirtilere yol açmadan önce bulunmasıdır. Meme kanserinin boyutu ve ne kadar uzağa yayıldığı hastanın durumunun belirlenmesindeki en önemli faktörlerdir. Birçok doktor, meme kanserlerinin erken saptanmasını sağlayan testlerin her yıl binlerce yaşamı kurtardığını düşünmektedir. Aşağıdaki yönergeler meme kanserinin erken tanı ve başarılı tedavi şansını arttırmaktadır.
Meme Kanserinin Erken Tanı İlkeleri
Herhangi bir belirti bulunmayan kadınlarda meme kanserlerinin erken tanısı için Amerikan Kanser Derneği aşağıdaki ilkeleri önermektedir:
Mamografi: Kırk yaş ve üzerindeki kadınların her yıl mamografi çektirmeleri ve sağlıklı oldukları sürece de bunu sürdürmeleri önerilmektedir. Mamografiler bazı kanserleri atlasa da, meme kanserlerini saptamak için iyi bir yöntemdir.
Klinik meme muayenesi: Yirmili ve otuzlu yaşlardaki kadınların tercihen üç yılda bir düzenli muayenenin bir parçası olarak bir uzmana klinik meme muayenesi (KMM) yaptırmaları gerekir. Kırk yaşından sonra ise her yıl bir uzman tarafından KMM yapılmalıdır. Mamografiden hemen önce KMM yaptırılması iyi bir fikir olabilir. Kendi memenizin neye benzediğini öğrenmek için bu muayeneden yararlanabilirsiniz.
Meme bilinci ve kendi kendine meme muayenesi (KKMM): KKMM, yirmili yaşlarda başlanabilecek bir seçenektir. Kadınlarla KKMM'nin yararları ve kısıtlılıkları hakkında konuşulmalıdır. Memelerinin görünümünde veya KKMM'de bir değişiklik fark eden kadınların bunu hemen doktorlarına bildirmeleri gerekir.
KKMM yapmaya karar verdiğinizde, doktorunuz veya hemşirenizin yönteminizin doğruluğunu kontrol etmeleri gerekir. Düzenli aralıklarla KKMM yapıyorsanız memelerinizin normal görünümü ve hissini öğrenmiş olmanız gerekir. Böylece değişiklikleri daha kolay fark edebilirsiniz. Ancak KKMM yapmayabilir veya sabit bir programa göre yapmayabilirsiniz. En önemlisi aşağıdaki değişiklikleri fark ettiğinizde hemen doktorunuza başvurmanızdır: yumru veya şişlik, ciltte tahriş veya çöküntü, meme başı ağrısı veya içe çekilmesi, meme başı veya meme derisinde kızarıklık veya pullanma, süt dışında akıntı. Memede meydana gelen bu değişikliklerin çoğu kez kanser olmadığının unutulmaması gerekir.
Yüksek riskli kadınlar: Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyan kadınlar, en uygun yaklaşımın bulunması için doktorlarıyla görüşmelidir. Bu, mamografilere daha erken yaşlarda başlanması, ek tetkikler yapılması veya daha sık muayene anlamına gelebilir.
Tanı Yöntemleri
Mamografiler
Mamografi, memenin röntgen filmidir. Meme problemi olmayan kadınlarda meme hastalığı olup olmadığına bakmak için bu tetkik kullanılır. Yine meme bulguları olan kadınlarda tanı amacı ile kullanılır.
Mamografi sırasında meme 2 tabaka arasında sıkıştırılarak dokunun düzleştirilmesi ve yayılması sağlanır. Bu basınç sadece birkaç saniye sürmektedir. Biraz rahatsızlık verse de iyi bir görüntü elde etmek için gereklidir. Çok düşük düzeyde radyasyon kullanılır. Birçok kişi x ışınlarına maruz kalmaktan çekinse de, mamografilerde kullanılan düşük düzeydeki radyasyon meme kanseri riskini arttırmaz.
Mamografi çektirmek için belden yukarıdaki giysilerinizi çıkarmanız gerekir. Örtünmeniz için bir örtü verilecektir. Bir teknisyen (genellikle kadın) memenizi tetkik için doğru biçimde yerleştirecektir. Grafi çekilirken sadece birkaç saniye basınç uygulanmaktadır. Tüm işlem yaklaşık 20 dakika sürmektedir.
Mamografi çekilen her on kadından birinde daha fazla görüntü alınmasına ihtiyaç duyulur, ancak bu kadınların çoğunda meme kanseri yoktur, bu yüzden böyle bir durumla karşılaşırsanız telaşa kapılmayın. Her 1,000 mamografiden sadece bir veya ikisinde kanser tanısı konulmaktadır.
Meme kanseri riski yüksek olan kadınların en iyi yaklaşım için doktorlarıyla konuşmaları gerekir. Daha genç yaşta mamografi çektirmeye başlamaları, daha sık çektirmeleri veya başka testler yaptırmaları yararlı olabilir. Eğer yüksek risk taşıyorsanız doktorunuz ultrason veya MRG (manyetik rezonans görüntüleme) önerebilir.
Klinik Meme Muayenesi
Klinik meme muayenesi (KMM); doktor, hemşire veya asistan doktor gibi bir uzman tarafından memelerinizin muayene edilmesidir. Bu muayene için belden yukarıdaki giysilerinizi çıkarmanız gerekir. Muayene eden kişi ilk olarak memelerinizin büyüklük veya şeklinde bozukluk olup olmadığına bakacaktır. Daha sonra, parmaklarının etli kısımlarıyla yavaşça dokunarak memelerinizde yumru olup olmadığına bakacaktır. Eğer bilmiyorsanız kendi kendine meme muayenesinin nasıl yapıldığını öğrenmek için bu iyi bir fırsattır.
Meme Bilinci ve Kendi Kendine Meme Muayenesi
Kadınların memelerinin normalde nasıl göründüğünü ve hissedildiğini bilmeleri ve herhangi bir değişikliği hemen doktorlarına bildirmeleri gerekir. Bir değişiklik saptamanız kanser anlamına gelmez.
Memelerinizin nasıl göründüğü ve hissedildiğini bilmeniz, meydana gelebilecek herhangi bir değişikliği fark etme şansınızı arttırır. Belirli bir program izleyerek, memelerinizi adım adım incelemeyi de tercih edebilirsiniz. Kendi kendine meme muayenesi (KKMM) için en uygun zaman memelerinizin hassas veya şiş olmadığı zamandır. Herhangi bir değişiklik saptarsanız hemen doktorunuza başvurunuz.
Meme implantı olan kadınlar da KKMM yapabilirler. Cerrahınız implantınız sınırlarını belirlemesi, ne hissettiğinizi anlamanıza yardımcı olabilir. İmplantlar meme dokusunu iterek muayeneyi kolaylaştırabilirler.
Meme Kanseri Şüphesi Varsa
Meme kanseri olduğunuzu düşündürecek herhangi bir sebep varsa başka testler yaptırmanız gerekir. Size bazı sorular sorup tam bir fizik muayene yaptıktan sonra (klinik meme muayenesi dâhil) doktorunuz aşağıdaki testlerden yaptırmanızı önerebilir:
Görüntüleme Testleri
Mamografiler: Mamografiler genellikle tarama için kullanılsa da, meme kanseri olduğunuzu düşündüren bir sebep olduğunda da yapılabilir. Bunlara tanısal mamografiler adı verilir. Böyle bir mamografi, her şeyin yolunda olduğunu ve tekrar yıllık mamografilere dönebileceğinizi gösterebilir. Ya da biyopsi yapılması gerektiğini de gösterebilir. Mamografide tümör görülmese de, sizin veya doktorunuzun bir yumru hissetmeniz durumunda biyopsi yapılması gerekebilir. Bunun istisnası, ultrason ile yumrunun kist olduğunun gösterilmesidir. Mamografiler genç kadınlarda daha az etkindir çünkü memelerinin daha sıkı olması tümörü gizleyebilir. Hamile veya emziren kadınlar için de aynı durum geçerlidir. Meme kanserlerinin çoğu yaşlı kadınlarda görüldüğü için bu durum bir sorun oluşturmaz. Ancak, meme kanseri açısından genetik risk taşıyan genç kadınlar için bu bir sorundur çünkü bu kadınlarda genellikle daha genç yaşta kanser ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, artık bazı doktorlar bu kadınların taranmasında mamografi ile birlikte MRG yapılmasını da önermektedir. Mamografi ile kanser olup olmadığı kesin olarak gösterilemez. Eğer mamografisiz olası bir soruna işaret ediyorsa, meme dokusu örneği alınır ve mikroskop ile incelenir. Bu işleme biyopsi adı verilir.
Meme ultrasonu: Ultrason, ses dalgaları kullanılarak vücudun bir bölgesinin görüntülenmesidir. Ses dalgalarının yansımaları bilgisayar tarafından toplanarak ekranda bir görüntü (resim) oluşturulur. Ultrason, mamografi ile birlikte kullanılabilecek iyi bir yöntem haline gelmiştir. Yaygın olarak bulunmakta ve diğer testlerden daha ucuza mal olmaktadır. Genellikle, mamografi ile bulunan belirli bir bölgeye bakmak için kullanılır. Ayrıca, iğne ile sıvı çekilmesine gerek kalmadan kist ile katı kitleler arasında ayırım yapma olanağı sağlar.
Duktografi : (galaktografi olarak da adlandırılır.) özel bir röntgen tetkiki olup, meme başı akıntısının sebebinin belirlenmesinde bazen yardımcı olmaktadır. Meme başındaki kanalın açıklığına ince plastik bir boru yerleştirilir. Röntgen filminde kanalın görülmesini sağlayan bir madde enjekte edilir. Kanalın içinde bir kitle varsa görüntülenebilir. Akıntı varsa, sıvı alınarak kanser hücreleri açısından araştırma yapılabilir.
MRG (manyetik rezonans görüntüleme): MRG'de x ışınları yerine radyo dalgaları ve kuvvetli mıknatıslar kullanılır. Bilgisayar aracılığıyla bu dalgalar son derece detaylı bir görüntü haline getirilir. Mamografilerde bulunan kanserlerin veya meme kanseri riski yüksek kadınların incelenmesinde özel MRG türleri kullanılabilir. Bu yöntemle küçük kanserlerin bulunmasının gerçekten hayat kurtarıcı olup olmadığı henüz bilinmemektedir. Durumunuz hakkında doktora daha fazla bilgi verebilecek bazı başka testler de bulunmaktadır. Bu testlerden birini yaptıracak iseniz, çekinmeden doktorunuzdan size test ile ilgili açıklama yapmasını isteyiniz.
Biyopsi
Testler meme kanseri olabileceğinizi gösteriyorsa biyopsi yapılır. Kesin olarak öğrenmenin yolu biyopsi yaptırmaktır. Bu işlem sırasında, ilgili alandan hücreler alınarak laboratuvarda incelenir. Birçok biyopsi türü vardır. Doktorunuz sizin için en iyi olanı seçecektir.
İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB): Bu testte, çok ince bir iğne kullanılarak yumrudan sıvı çekilmeye çalışılır. İğneyi yumruya isabet ettirmek için doktorunuz ultrason kullanabilir. Bölge uyuşturulabilir veya uyuşturulmayabilir. Bazen anestetik madde verilme işlemi biyopsinin kendisinden daha çok rahatsızlık verebilir. Çekilen sıvı berrak ise yumrunun iyi huylu kist olma olasılığı yüksektir. Kanlı veya bulanık sıvı kist anlamına gelebileceği gibi nadiren kanser de olabilir. Eğer yumru katı ise, küçük doku parçaları alınır. Bu parçalara mikroskop ile bakılarak kanser olup olmadığı incelenir. Biyopsi net bir sonuç vermediği takdirde veya doktorunuz hâlâ emin değilse, ikinci bir biyopsi veya farklı türde bir biyopsi yapılması gerekebilir.
Stereotaktik kalın iğne biyopsisi: Bu testte kullanılan iğne, ince iğne biyopsisinde kullanılandan daha kalındır. Birkaç doku parçası almak için kullanılır. Biyopsi hastaneye yatmadan, lokal anestezi (o bölge uyuşturulur) ile yapılır.
Cerrahi biyopsi: Bazen mikroskopla incelemek için yumrunun bir kısmı veya tamamının çıkarılması için cerrahi uygulanması gerekir. Tüm yumrunun etrafındaki bir miktar normal doku ile birlikte çıkarılması gerekir. Bu işlem genellikle hastaneye yatmadan gerçekleştirilir. Lokal anestezi uygulanır, ayrıca gevşemeniz ve işlemi fark etmemeniz için sakinleştirici de verilebilir. Doktorunuza ne tür biyopsi yapılacağını ve işlem sırasında ve sonrasında nelerle karşılaşabileceğini sorunuz.
Biyopsi laboratuvar testleri: Biyopsi ile alınan dokular laboratuvarda incelenerek iyi huylu veya kanser ayırımı yapılır. Kanser değilse ek bir tedavi gerekmez. Eğer kanserse, kanserin türü ve invaziv olup olmadığı hakkında biyopsi ile bilgi edinilebilir. Biyopsi örneğine 1'den 3'e kadar bir derece verilir. Normal meme dokusuna daha çok benzeyen kanserlerin daha yavaş büyüme ve yayılma eğilimleri vardır. Genellikle, düşük derece yavaş büyüyen kansere, yüksek derece ise hızlı büyüyen kansere işaret eder. Derece, sonucun (prognoz) tahmin edilmesine yardım eder. Tümör derecesi, özellikle lenf bezi tutulumu olmayan küçük tümörlü hastalarda önem taşır. Bu tür hastalarda tümör çıkarıldıktan sonra ek bir tedaviye gerek kalmayabilir; ancak yüksek dereceli tümörlere sahip hastalara genellikle hormon tedavisi veya kemoterapi uygulanır.
Biyopsi örnekleri östrojen (ER) veya progesteron (PR) gibi bazı hormonlara ait reseptörler bulundurup bulundurmadıkları açısından da incelenebilir. Eğer reseptör varsa genellikle ER-pozitif veya PR-pozitif olarak adlandırılır. Bu tür kanserlerin, reseptör bulunmayan türlerden daha iyi sonuçlanma eğilimi vardır çünkü hormon tedavisine daha iyi yanıt verirler. Her 3 meme kanserinden 2'sinde bu reseptörler bulunur.
Kanserin büyüme hızı ve en iyi sonuç verecek tedavinin belirlenmesi için de başka laboratuvar testleri yapılabilir.
Gen düzeni testleri: Yapılan araştırmalarda, aynı anda birçok gen düzeninin incelenmesinin, ilk tedaviden sonra kanserin yineleyip yinelemeyeceğinin belirlenmesine yardımcı olduğu gösterilmiştir. Özellikle kemoterapi gibi ek tedavilerin yararlı olup olmayacağına karar verilirken bu testlerden yararlanılabilir. Şu anda farklı gen dizilerinin incelendiği 2 ayrı test bulunmaktadır. Bazı doktorlar bu testleri uygularken, bazıları bu konuda devam eden büyük klinik çalışmaların sonuçlanmasını beklemektedir.
Meme Kanseri Yayılımını Bulmak İçin Kullanılan Testler
Akciğer filmi:
Kanserin akciğerlere yayılıp yayılmadığını görmek için bu tetkik yapılabilir.
Kemik sintigrafisi:
Bu tetkikle kanserin kemiklere yayılıp yayılmadığı görülebilir. Hastaya düşük dozda radyasyon verilir. Kemik, radyasyonu tutarak filmde "sıcak nokta" şeklinde yapıların belirmesine yol açar. Bu sıcak noktalar kanser olabilir; ancak, artrit gibi başka sorunlar da bu duruma yol açabilir. Bu nedenle sıcak noktaların röntgen filmlerinin çekilmesi gerekebilir.
BT (bilgisayarlı tomografi):
BT özel bir röntgen türüdür. Çeşitli açılardan birçok görüntü alınır. Bu görüntüler bilgisayarda birleştirilerek, iç organların detaylı bir görüntüsü oluşturulur. Kanserin karaciğer veya diğer organlara yayılıp yayılmadığının gösterilmesinde bu tetkikten yararlanılabilir. Ayrıca, biyopsi iğnesinin şüpheli bölgeye yerleştirilmesinde kılavuz olarak da kullanılabilir.
MRG (manyetik rezonans görüntüleme):
MRG'de x ışınları yerine radyo dalgaları ve kuvvetli mıknatıslar kullanılır. Beyin ve omuriliğin görüntülenmesi için bu tetkikten yararlanılabilir. BT'den biraz daha rahatsızlık verici olabilir çünkü biraz daha uzun sürer ve çekim sırasında dar bir bölmeye girmeniz gerekir. Ayrıca makinenin çıkardığı yüksek sesten de rahatsız olabilirsiniz. Bazı merkezlerde kulaklıktan müzik dinletilerek bu gürültü bastırılmaya çalışılır.
PET (pozitron emisyon tomografi) tetkiki:
Bu tetkikte radyoaktif atom bulunduran bir tür şeker kullanılır. Kanser hücreleri bol miktarda şeker emerler. Böylece özel bir kamera ile bu hücreler görüntülenebilir. Doktor, kanserin yayıldığını düşünüyor ancak nereye yayıldığını bilmiyorsa PET tetkiki yapılabilir. Ayrıca lenf bezleri alınmadan önce kanser kontrolü yapılması için de kullanılabilir. Bazı yeni cihazlar aynı anda hem PET hem de BT yapabilmektedir. Doktorunuzun sizin için en iyi tedaviye karar vermeden önce yapılabilecek başka testler de vardır. Yapılan diğer testler konusunda doktorunuza soru sormaktan çekinmeyiniz. Kanser saptandığında artık hastalık hakkında bilgi almanın zamanı gelmiş demektir. Önce biyopsi, ardından başka testler yapılır ve daha sonra tedavi kararı verilir. Hareket tarzını seçmeden önce doktorunuzla ve ailenizle görüşecek zamanınız vardır. Apar topar tedaviye başlamanın gereği yoktur. Sizin için en iyi tedavi seçeneği hakkında karar vermeden önce ikinci kez düşünmelisiniz.